15 Aralık 2013 Pazar

9. KIZ : Bir Sürüngen Olarak Mesajına Cevap Bekleyen İnsan



Kıskançlık Dokuzlaması: 1

...

45. Dakika:
"Uyuyormuş işte kız, ne hayvanım hocu ben, yani saçma sapan paranoyaklıklar bir şeyler, hem ne kadar tatlı uyuyodur şimdi, canım ya, çok büyük ayıp ettim, bir çiçek falan alayım ben yarın, uyandırdık kızı. Ne bu telefon bağımlılığı yahu, yakışıyor mu sana? Kız cevap vermemiş mesaja alt tarafı."

...

[ Blog'da bulunan "Neden Evlenmedim" kitabına ait yazılar, ek yazılar ile birlikte yaz başında aynı isim ile basılacak. Bu nedenle yazıların buradan yayınını durdurmak durumundayım. Anlayış göstereceğinizi umuyor, ilginiz için teşekkür ediyorum. Eksper Mental ]

12 Aralık 2013 Perşembe

9. KIZ : Kendi Hayatının Fon Müziğini Dinlemek



...

Garson çayı getirdi, endüstri tipi çay makinalarında yapılmış karbonatlı çay, bir yudum aldım, beğenmedim, çay benim hakkımda ne düşündü bilemedim. Bir sigara daha yaktım, aç karnına ikinci sigara, annem terlik fırlatsa bulunduğu yerden, ulaşırdı valla, ah bir haberi olsa. Kahvaltı tabağı geldi, biraz oynadım tabakla, ağzımda sigara, bir parça domates attım, ekmek böldüm, iki tek zeytin attım, iştahım yoktu. Sigaramı salatalığın üstünde söndürüp, hesabı istedim. Ödeyip, kalktım.

...

[ Blog'da bulunan "Neden Evlenmedim" kitabına ait yazılar, ek yazılar ile birlikte yaz başında aynı isim ile basılacak. Bu nedenle yazıların buradan yayınını durdurmak durumundayım. Anlayış göstereceğinizi umuyor, ilginiz için teşekkür ediyorum. Eksper Mental ]


10 Aralık 2013 Salı

9. KIZ : İlginç Olan Her Şeyin Prim Yapması



...

"Biz bara geçeceğiz." dedi kız yanımıza gelerek, galiba grubun girişkeni oydu. Anlamsızca baktım suratına, zira kafamı sallamayı yeni durdurduğum için henüz kendisini sabit görmeye başlamamıştım, kulağım uğulduyordu. "Sakız Frozen ısmarlamak isterim size, madem bu kadar seviyorsunuz damla sakızını." Yine bir kahkaha attı. "Süpersonik olur valla…" dedim, "Süpersonik" diye tekrarladı, yine güldü. Anlam veremedim, ne desek gülüyordu, bundan sonra işimiz kolaydı, bir kere şartlamıştık onu sesimize. Pavlov'un zili olmuştu seslerimiz onun için.

...

[ Blog'da bulunan "Neden Evlenmedim" kitabına ait yazılar, ek yazılar ile birlikte yaz başında aynı isim ile basılacak. Bu nedenle yazıların buradan yayınını durdurmak durumundayım. Anlayış göstereceğinizi umuyor, ilginiz için teşekkür ediyorum. Eksper Mental ]

8 Aralık 2013 Pazar

9. KIZ : Erkek Erkeğe Tatile Çıkmak



...

Akşam duş sonrası sahilde bir lokantaya gittik, balığımızı seçtik, mezeler, yetmişlik Yeşil Efe. Garson tabağıma kavun dilimini bırakırken denizin üstüne yansıyan ışıklara baktım, elli hafta şu iki hafta için köpek gibi çalışmak ne de garipti. Bunu her gece yapan insanlar vardı, burası onların kasabasıydı, bizler sadece misafirdik, biz gidince fiyatlar ucuzlayacak onlar her gece bu keyfi yaşayacaktı. Neyse düşünme bunları dedim kendime, kadehimi kaldırıp "Tatilimize…" dedim dostuma.

...

[ Blog'da bulunan "Neden Evlenmedim" kitabına ait yazılar, ek yazılar ile birlikte yaz başında aynı isim ile basılacak. Bu nedenle yazıların buradan yayınını durdurmak durumundayım. Anlayış göstereceğinizi umuyor, ilginiz için teşekkür ediyorum. Eksper Mental ]

5 Aralık 2013 Perşembe

8. KIZ : Migros'ta Ağlamak



İki yıl sekiz aydır beraber olduğum hanımefendi tarafından, pek hoş olmayan bir biçimde terkedileli bir hafta olmuştu. Kendimi bol bol mesai yapmaya ve alkole verdiğim için; evle pek ilgilenememiş, yine bir duygulanma anında buzdolabında kız arkadaşımla beraber aldığımız ne varsa bir poşete koyup çöpe atmış, sonuçta bomboş bir buzdolabı ve pis bir mutfakla yaşamaya başlamıştım. Cuma günü iş çıkışında artık kendime zarar vermeyi bırakmam gerektiğine karar verdim ve Migros'a uğradım. Niyetim bir miktar abur cubur, kola ve az biraz meyve almaktı. Biten ilişkinin üstüne Migros'a girebilmek, oradan alışveriş yapabilmek benim için büyük bir hedefti ve eğer bunu başarabilirsem, herşeyi yapabilirdim. İlişki boyunca neredeyse her haftasonu mutlaka Migros'a gidilmiş, balıktı, pirzolaydı, kalamardı, tavuktu, ciğerdi, ezmeydi, humustu, rus salatasıydı alınmış; sonrasında güzel rakı sofraları kurulmuş, muhabbetin dibine vurulmuştu. Ah hele bir patlıcan salatası yapardı ki iki yıl sekiz aydır beraber olduğum hanımefendi, cenneti dilinizde betimlerdi.


Uzun lafa gerek yok. Kapıdan girdim, sağ tarafta sebzeler duruyordu. Korktuğum olmuştu. Birden burnumda bir uyuşma hissettim. Midem ağrıyordu. Közlemelik tombul patlıcanlara, salata olabilecek kıvırcık marullara, taze soğanlara baktım. Yutkundum. Almayı planladığım şeftali bile yalan olmuştu. Reyona hiç giremedim.



Adımlarımı hızlandırma kararı aldım ki, balık reyonu karşıma çıktı. Çipuralar koyun koyuna dizilmişti. Ben yatağımda tek başıma üşürken, onlar huzurla buza uzanmışlar, üşümüyorlardı. Yalnız değillerdi. Sırt sırta vermiş, muhtemelen biri ağa yakalandığı için diğerleri de peşinden gelmiş, büyük bir aşkın tasviriydiler. Gözlerim doldu. O çipuraları alsam yemeğe çeviremezdim. Çevirsem, soframı kuramazdım. Kursam, muhtemelen ya beni hiç anlamayan bir kız ya da sürekli “Abi sana kız mı yok!” diyen papağan bir arkadaşla paylaşmak zorunda kalacaktım balığımın yanak etini. Gözlerim dolmaya devam ediyordu, alnım gıdıklanıyordu, ellerim terliyordu.


Oradan da kaçtım. Tam kurtuldum derken, meze reyonuna geldim. Rus salatasını çok severdi iki yıl sekiz aydır beraber olduğum hanımefendi. Ekmeksiz yiyemez, ben yiyince de beni ayı olmakla suçlardı. Beni, benden soğuduğu için terketmişti. Belki de rus salatasını ekmeksiz yiyorum diye soğumuştu. Belki de suyu şişeden içiyorum diye... Aslında şu marketteki her yiyecek malzemesiyle ilgili benden soğunacak bir neden vardı. İğrençtim. Balığımı bile güzel ayıklayamıyordum. Rus salatasına son bir kez baktım, gözlerimden ilk damla süzüldü. Utandım, kaçtım, boş bir reyon aradım. Ramazan ayıydı, muhtemelen içki reyonu boştur diye düşündüm. Tahmin ettiğim gibiydi. Kırmızı şarapların önünde ağlamaya başladım. Hepsi kaset ile büyümüş olmamdan dolayıydı, nasıl ummuştum ki Cd ile büyümüş birinden beni anlamasını. Onlar istediği şarkıdan başlatma şansı olan nesildi. Kıskandım…

***

Plakları olan nesil de, Cd'leri olan nesil de şanslıydı. Biz kasetleri olan nesil arada kalmıştık. Hiç bir zaman istediğimiz şarkısından başlayamadık dinlemeye bir albümü. İlkel çözümlerimiz vardı tabii. İstediğimiz şarkıyı bulmak için ileri alır, durdurur dinler, tekrar ileri alır, durdurur dinlerdik. Bunu sevdiğimiz şarkıyı bulana kadar yapardık. Fakat bir daha dinlemek istersek o şarkıyı, tekrar deneme yanılmalara girmemiz gerekirdi; bu sefer başa sararken… Ki albümü baştan sona dinlemek daha az zahmetliydi.

Biz bu yoksunluklarımızdan; iyi bir şarkı için tüm albümü dinlemeyi, iyi bir sahne için tüm filmi izlemeyi öğrendik.

İlişkilerimiz de böyle gelişti. Sevdiğimiz tek bir yönü için tümüyle kabullenebildik başkasını. Sevdiğimiz bir şeyi yakalamanın zor olduğunu bildiğimiz için, değer verdik fazlasıyla. Sevmediğimiz şarkılara da tahammül etmek zorunda kaldığımız için; bağlandık, alıştık, kabullendik karşımızdakini olduğu gibi. Hiç bir zaman başa sarmadık, hiç bir zaman sıkılıp ileri atmadık.

Nicel olarak abartılı değildi belki yaşanmışlıklarımız, ama nitelik fakiri de değildik.

Biz işte öyle kendi halinde bir nesildik.

***

Kimse beni görmüyor sanıyordum. Koyverdikçe koyverdim kendimi. Sepeti elimden bırakmış, öne eğilmiş, şarap şişelerini inceler gibi yaparaktan ağlarken, birden kuruyemiş reyonundaki görevliyi farkettim. Bana bakıyordu. Sanıyorum ramazan dolayısıyla alkol almayı bıraktığımı ve bu yüzden şarabı çok özlediğim için ağladığımı sanıyordu. Suratında tiksinti vardı.

Hızla kapıya yürümeye başladım. Kasiyerlerin yanından uçarcasına geçtim. Ve ben o gün ömrümde ilk kez Migros'tan elim boş çıktım.



3 Aralık 2013 Salı

8. KIZ : Aşka Sevgiye ve İlişkilere Tövbe Edilen An




...

“.....kullanılmışlığıma sövdüm son bir buçuk yılımıza lanet ettim ömrümde ilk defa pişmanlık hissettim kadınların hepsinden nefret ettim annen hariç de güldüm bir daha sevmem hocu dedim duyarsızlaşma maskemi çıkardım cebimin derinliklerinden suratıma taktım ilişkilere kelimeleri anlamlı bütünler yapan noktalama işaretlerine küstüm sek rakı çarptı mide bulandırdı eve gittim kustum yatağıma yattım onun tarafına sırtımı döndüm sustum uyumadım sustum uyayamadım sustum sonra ürperdim şeytan dürttü ağladım virgüllerden soğudum üşüdüm kırmızı ve beyaz birleşince pembe oluyordu bağlaçlara küstüm konuşmak istedim aramak ama sustum hatamı düşündüm buldum bizimkilere sövdüm niptuckı sevdim kadınlardan nefret ederek uyudum anneler hariç dedim.....”

...

[ Blog'da bulunan "Neden Evlenmedim" kitabına ait yazılar, ek yazılar ile birlikte yaz başında aynı isim ile basılacak. Bu nedenle yazıların buradan yayınını durdurmak durumundayım. Anlayış göstereceğinizi umuyor, ilginiz için teşekkür ediyorum. Eksper Mental ]


1 Aralık 2013 Pazar

8. KIZ : Sevgili Ne Yaparsa Yapsın Affetmek



...

Affettim onu. Düzeldi ilişkimiz. Bir süre gizli telefonlar kesildi. Bana yine ona ilk aşık olduğumdaki gibi davranmaya başladı. Paranoyaklığımı hasır altı ettik ama hiç bir lafına güvenmiyordum artık. Sadece birlikte mutluyduk hem de çok mutlu. Ama ne zaman ki ayrı olalım, kafamda binlerce düşünce geziyordu. En büyüğü ise: "Acaba şu anda ne yapıyor?" Sıkıntı verecek kadar çok telefon ediyordum ona. Telefondan, mesajdan nefret eden ben, aldatılmayı affetmiş; ama psikolojimi feda etmiştim.

...

[ Blog'da bulunan "Neden Evlenmedim" kitabına ait yazılar, ek yazılar ile birlikte yaz başında aynı isim ile basılacak. Bu nedenle yazıların buradan yayınını durdurmak durumundayım. Anlayış göstereceğinizi umuyor, ilginiz için teşekkür ediyorum. Eksper Mental ]